Welcome!

Please express your feelings to the world about the dreadful new #coronavirus and the situation it is responsible for. Leave your mark in history.


Write a Letter!


  • Letters by Country


  • Letters by Emotion


    Most Liked Letters

    Most Recent Letters

Letters from Turkey :

Güzel bebeğim,

Seninle dünyanın arasına en az bir metre mesafe koydum... Sütümle yıkadım en az yirmi saniye... Maskesiz sevdim en sahicisinden.. Sebzenin, meyvenin tazesiyle, kuvvetlendirdim bağışıklığını, O ki güçlü olasın, yıkılmayıp yenilmeyesin diye…

Biz güçten evla bir şey bilmeyiz yavrum. Güçtür bizim arı mayamız. Hayatta kalmakla meselemiz. Tatlı canımızdır derdimiz. Hiç ölmeyecek gibi yaşar, her an ölecek gibi titreriz. Güçlünün yancısı, güçsüzün korkulu rüyasıyız.

Sana güçlü görünmekten, sana güç vermekten gayrı bir gayem olmamış şu güne kadar. Fakat bu kez hiç bilmediğimiz bir şeyle, hiç bilmediğimiz şekilde, hiç çalışmadığımız yerden sınanıyoruz.

Bulunduğumuz gemi bir buz dağına çarptı, biz o sırada bunu hissetmedik. Kimimiz balo salonunda keman sesinden; kimimiz de makine dairesinde gemiyi yürütmek için mücadele ederken gürültüden, işten güçten duymadı, duysa da aldırmadı. Gemi su almaya başladı yavrum. Ciğerlerimize dolan su, bizi boğarak öldürüyor. Balo salonundakiler filikalara çoktan alınır elbet, biz makine dairesindekilere ise nefesimizi tutmak düşüyor. Başı sıkışan “aynı gemideyiz” diyor. Geminin neresinde olduğumuzdan haber etmiyor evladım.

Gemi batarken tuvalet kağıdı rulolarıyla sandal yapıp kurtulacağını düşünenler var inanabiliyor musun evladım? İnsanların hatrı sayılır bölümünün başlarına bir felaket gelene kadar kıçını silmediğini öğrenmiş olmak ne fena bir bilsen çocuğum.

Sen dünyanın dönüşünü duymayasın diye kapadığım kulaklarını bir gün açmak zorunda kalacağımı biliyorum yavrum. İyisi mi sen önce benden duy duyacaklarını. Bak işitiyor musun gelen ses ne diyor: Ya topyekün kaldıracaksınız insan onurunu yerden; ya da toplu mezar olacak haneniz...

Dear Ayça Okatan

Bu süreçte kendimi hiç geliştirmedim… Spor, yoga yapmadım, İspanyolca öğrenmeye çalışmadım, tek kitap bile okumadım, hobi edinmedim, çiçeklerle ilgilenmedim… Zaten çiçekler hiçbir zaman yerini beğenmiyor. Ne hoş ben de öyle… Şu ara hayattaki yerimi, İçinden geçtiğimiz günleri koyacak yer bulamıyorum zihnimde. Yerimi beğenmiyorum… Beğendiğim tek şey ekşi maya, kakao, yumurta ve un. Bu muhteşem dörtlünün size kattıklarına, sizi dönüştürdüğü şeye inanamayacaksınız. Ben şahsen tartiya bakınca inanamıyorum… Konfor alanımın ihlal edildiğini hissettiğimde midemin üstünde “tehlike anında camı kırıp zile basınız” yazıyor. Kelimenin tam anlamıyla dünyadaki rızkımı yiyorum. Son günümmüş gibi yaşıyorum madem, geride nimet kalsın istemem.

Konu şu ki, iyi hissetmiyorum… Ne düşünmem gerektiğine ilk defa bu kadar yabancıyım. Geçen ay, “65’inci yaşın sağlık ve güzellik getirsin" deyip mumunu üflettiğimiz tombul ve bir o kadar da koah hastası babam, hayatın bu kötü sürprizi karşısında, çakmak kullanmadan sigaraları birrbirleriyle yakmaya devam ediyor. Topun ağzında topa nanik yaparken bana telefondan izlemek düşüyor.
Kişisel tarihimin hiçbir döneminde ailemi isteyip de göremediğim bir zaman olmadı. Hiçbir zaman sadece eşim ve evladıma sarıldığım, bu kadar yalnız, değersiz ve tüm dış etkilere karşı savunmasız olduğum, bilinmezliğe savrulduğum bir döneme tanıklık etmedim. Dolayısıyla buna karşılık gelen bir duygu durumu da yok heybemde. Tam anlamıyla yabancı bir virüs karşısında vücudum gibi zihnim de, ha babam bağışıklık geliştirme gayretinde.

Konu şu ki iyi hissetmiyorum…etrafımda dönüp duran “kaliteli zaman, değerli vakit, krizi fırsata çevirmece, civcivli karantina” konulu, iyi hissetme fetişizmi dolu paylaşımlara sadece mizahla göğüs gerebiliyorum .

Konu şu ki, iyi hissetmeme hakkımı kullanmak istiyorum. Yattığım kıyafetlerle oturmak, etkinlik yapmamak istiyorum. Yas zamanı yas tutulur, dökülen gözyaşı sağlıklı kabul edilir. Anormal bir zamanda sürekli pozitif olunmaz, hissettiğim ama gösterip ispat edemeyeceğim “mutlu ve pozitif ol” adlı mahalle baskısını Dilber Ay’ın yıllarca dillere pelesenk olmuş şu güzide eseriyle püskürtmek isterim: ZORUNDA MIYIM?

Sevgili Okuyan,

Üniversiteye ilk adımımı attığımdan beri Erasmus'a gitme hayali kuruyordum, hatta üniversitenin benim için en büyük anlamı buydu. Bunun sebebi de küçüklüğümden beri yurtdışına yerleşme isteğimdi, Erasmus'a giderek bu isteğim hakkında 6 aylık bir fragman yaşamak istiyordum. 2019 Mart ayına geldiğimizde resmi olarak Erasmus hakkı kazanmıştım. Hem de gitmeyi en çok istediğim yeri, İspanya'yı kazandım. 10 Şubat 2020'de İspanya'ya gittim. 14 Şubat'ta evime yerleştim. Derken, İspanya'daki ilk günlerimdeyken İtalya'da COVID-19 salgını baş göstermeye başladı. Bilen bilir İspanya-İtalya arasındaki hava trafiği çok yoğun, giden de gelen de çok var.

Bu andan sonra her şey kabus gibiydi. En çok gezeceğim zamanlarda; evden okula, okuldan eve bir hayat sürmeye başladım. Psikolojik olarak çökmeye başladım. Eve gıda ve hijyen malzemesi stoğu yapmaya başladım. Fakat, marketlerde maske ve dezenfektan kalmamıştı. Sadece eczanelerde vardı. Nedense eczaneler İspanyol olmadığım için bana satmıyordu, kendi vatandaşlarına öncelik veriyorlardı.

İngilizce konuşmayı bilen arkadaşım hiç yoktu. Yavaş yavaş İspanyolca öğrenmeye başladım. Daha sonra daraldığım anlardan birinde İngilizce konuşulan bir yerlere gitmek istedim ve ESN etkinliğine gittim. Orada da herkes İspanyolca konuşuyordu. İtalya'dan bugün döndüm diyen birisi de etkinliğe gelmişti ve kendini izole etmiyordu. Tarih 11 Mart bu sırada. İyi çökmeye başladım ve Türkiye'ye dönmeyi düşünmeye başladım. 13 Mart'ta da döndüm.

Benim için çok önemli ve güzel bir hayaldi, iyi de başlamıştı. Fakat, bu pandemiden dolayı hayatımda tekrar yaşayamayacağım dönem çöpe gitmiş oldu.

Yine de şu an sağlığım yerinde, tek tesellim bu. En azından psikolojik olarak da çok sağlıklı durumdayım. Benimle aynı durumda olan birileri olduğunu biliyorum. Bu zor durumlarda destek arayan birileri varsa bana ulaşmaktan çekinmesin.

#EvdeKal'ın, kendinize iyi bakın.

Merhaba Turkiye Merhaba Dünya (Hello everyone!)

Coronavirüs... Maalesef ki adını dünyaya duyurduğu ilk günden beri hakkındaki her şeyi endişeyle takip ediyorum. Kötü şeyler olacağını düşünmüştüm ancak bu kadarını hayal etmemiştim. Henüz 23 yaşındayım. Her sabah beynim sıfırlanmış olarak uyanıyorum ve birkaç dakika geçtikten sonra "Yaşadıklarımız gerçek mi?" diye kendime soruyorum. Tahmin edersiniz ki cevap "Evet, gerçek." Gün içinde aklıma getirmemeye çalışıyorum bu virüsü. Ama biliyorum ki dünyada bazı insanlar bu gerçekle savaşıyor. Keşke evden çıkmamak ve izole olmaktan başka insanlar için yapabileceğim bir şey olabilseydi. Aslında keşke bunu yaşamasaydık. Durup durup "2020'deyiz nasıl olabilir bu?" demekten başka elimden bir şey gelmiyor çünkü hala aklım almıyor. Henüz enfekte olmadım ancak bu olmayacağım anlamına gelmez.Dünya için çok üzülüyorum. Evet doğaya kötü davrandık ve belki de bize sunduklarını hiç hak etmedik. Yine de doğanın intikam peşinde koştuğuna inanmıyorum çünkü doğa bize her zaman kucak açar. Kaybedilen binlerce can için yürekten üzülüyorum ve her ülkenin eskisinden daha da sağlam ayağa kalkmasını temenni ediyorum. Kalbimiz, dualarımız dünyamızın iyi olması için elinden geleni yapan herkes için... Kendimize, ailemize, çevremize ve dünyaya karşı sorumluyuz. Lütfen bu süreç sona erene kadar kurallara uyalım ve virüse karşı gücümüzü gösterelim.
NOT: Eğer bir gün vücuduma uğramak gibi bir hata yaparsan seni yeneceğim #coronavirus

Sevgili Korona

Üniversite sınavına dair 0 olan stresimi tavanlara çıkardın. 2-3 ay çalıştığım konular senin yüzünden sınavdan kaldırıldı. Aldığım kitaplar çöp oldu. Sınavım ertelendi. Senin yüzünden psikoloji filan kalmadı.

Dear World

Today, as with most days, I feel afraid and stressed. I look at my beautiful baby girl and I worry about her getting sick. I worry about me or my husband getting sick. What would happen if she needs hospitalization? Will we be able to stay at her side? What happens if my husband and I both get sick, who will take care of her? Or worse, what if one of us dies?

We stay in our apartment every day. We order our groceries and necessities online. The only time one of us goes outside is to take out the garbage. Every time the doorbell rings, I am afraid to answer the door. What if we are being exposed by this person? What if the deliveries are contaminated? One of our neighbors rang our doorbell today and I was afraid to open the door. What if this person makes my baby girl sick?

I clean often and wash my hands so much that my skin hurts, but it's not enough.

I have cried 5 times today. Too many fears, too much stress, too many uncertainties. I am filled with anxiety. I need help.

This is not how I imagined the first year of my baby's life.

I just want this nightmare to be over. I want to feel safe again.

Sevgili Site Kurucuları,

Muhteşem bir iş yapmışsınız. Elinize sağlık. Sonuçları merakla bekliyorum. Bana gelince, ücretsiz izne ayrıldım. Dönüşüm ne zaman olur bilmiyorum. Döndüğümde iş yerim yerinde olur mu onu da bilmiyorum.

Yurtdışı eğitimi için kenara ayırdığım parayı üzüle üzüle kiraya ve markete bölüştürüceğim. Hayatın ne zaman ne getireceği gerçekten belli olmuyor.

Kitap okuyorum. Türk kahvesine sardım. İnterneti az kullanmaya çalışıyorum. Evde egzersizler yapıyorum. Yoksa durum kötüye gidebilir :)

Onun dışında 2 saat Netflix, belki 5 saat kitap ile karantina günlerimi geçiriyorum. Koronavirüs ne zaman pik yapar ne zaman en azından ülkeyi terkeder bilmiyorum. Ben günlerimi güzel geçirmeye çalışıyorum sadece. Başka da yapacak bir şey yok. Kaygıyla başa çıkmanın en güzel yolu aklı meşgul tutmak. Ben de onu yapıyorum yapabildiğim kadar.

Şimdilik bu kadar. Yine gelir yazarım

?

endiseli olmaktan nefret ediyorum

Merhaba Türkiye

Virüsü kapmış, sonrasında atlamış olabilirim. 1 hafta öncesine kadar göğüs ağrıları nefes darlıklarıyla yataktan çıkamaz haldeydim. Şimdi kendimi toparlamış durumdayım. Hastaneleri meşgul etmemek adına gitmedim. İzalasyonu kendi kendime uyguladım.
Birkaç hafta sonra belediyenin yardım kampanyalarında gönüllü çalışmaya başlamayı düşünüyorum. Evde kalmaktansa dışarıda çıkmak için uğraşım olacak ve topluma bir faydam dokunacak.

İşin en köyü yanı, meslek değiştirmek için lisanüstü başlayıp çalıştığım depodan ayrıldım. çeşitli görüşmelere başlayıp yeni iş fırsatları kovalamaya başlamışken salgın ülkemizde yayılmaya başladı. Her şey bıçak gibi kesilmeye başladı. İş bulmanın bulmanın zor olduğu Türkiye'de artık çalışmak istediğim sektörde iş bulmak imkansız oldu. Salgın hafifleyene kadar da ne bir iş görüşmesi ne de bir ilan yayınlanır oldu. Artık ilanları takip etmeyi bıraktım. Beni en çok etkileyen yönü oldu.

En kısa zamanda hayatın normale dönmesi dileğiyle...

Dear dostlar

Bu seneye bir amaçla başladım ve şuanda evde oturmaktan başla birşey yapamıyorum. Hayatlarımız elimizden alınıyor ne zaman biteceği belli olmayan bir düşman yüzünden. Bazen içimden ağlamak geliyor ama annem yanımda olduğu için ağlayamıyorum. Ne zaman normal hayatımıza geri döneceğiz kaybetmek istediğim bir günüm bile yok :(

Welcome!

Please express your feelings to the world about the dreadful new #coronavirus and the situation it is responsible for. Leave your mark in history.


Write a Letter!